1998 yılında, yayına başlayan Fotoğraflarla Erzincan sitemizin seyri şimdilerde Seyri Erzincan ile devam etmektedir.

4100 FOTOĞRAF 300 VİDEO HABER VE MAKALE Yöresel SÖZLÜK facecan SERİ İLANLAR BAĞLANTILAR GOOGLE MAP

FOTOĞRAF  EKLE


SİTE HAKKINDA
Pazar 20 May 2012
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default style
  • green style
  • red style
BURADASINIZ: Anasayfa İlçelerimiz Üzümlü Üzümlü ve yöresinin dil özellikleri
Üzümlü Ve Yöresinin Dili PDF Yazdır e-Posta
Ahmet Şener YILDIZ tarafından yazıldı.   
Pazar, 20 Aralık 2009 20:30

Üzümlü Ve Yöresinin Dili (*)                                                                             

         Türk kültürünün en değerli kaynaklarından biri konuşma dilidir. Evde, sokakta, tarlada kullanılan bu dil gerçek, doğal dildir. Bu dil sosyal çevreye, iklime, ulaşıma, nüfus hareketlerine bağlı olarak da zamanla kendi içinde şekillenir ve kendine has özelliklere sahip olur.

         Halkın dili önemlidir. Orada onun duygu, düşünce zenginliği vardır. Halk içinden geçtiği şekilde varlıkları isimlendirirken, deyim değerinde sözlerle de en karmaşık konuları rahatça anlatır ve anlar. Halkın konuştuğu  dil Türkçe'nin kılcal damarları gibidir. Yararlanıldığı sürece Türkçe, ortak yazı dili bu engin ve güçlü kaynaktan beslenir ve zenginleşir.

         Dilbilim halkın konuştuğu, kendi içinde bir çok ses ve şekil ayrılıkları gösteren dile ağız, halk da genel olarak bu farklılıkla şive adını vermektedir. Bilimsel olarak Erzincan ağzı, Sivas ağzı, Erzurum ağzı terimleri kullanılması gerekirken halk Erzincan şivesi, Sivas şivesi, Erzurum şivesi terimlerini kullanabilmektedir.

         Zengin lehçe, şive varlığına sahip olan Türkçe'miz çok daha zengin ağız varlıklarına da sahiptir. Aydın konuşmasında yer almayan bir çok anlatım ve aktarım zenginliği halkın konuştuğu dilde yer almakta, Türk halkı dilinin bu zenginliğinden alabildiğince yararlanırken, herkes köy odasında, köy meydanında, çarşıda, pazarda, tarlada, evde birbirini rahatça anlayabilmektedir.

         Anadolu, ağız varlığı bakımından bir mozaik alanı andırmaktadır. Batı Oğuzca, Anadolu'da üç Ana Ağız, bir çok ağız, sayılamayacak kadar da alt ağız grubuyla varlığını sürdürmekte ve daha binlerce yıl da sürdürecektir.

         Ahmet Caferoğlu Anadolu ağızlarını Güney-Batı, Orta, Doğu, Kuzey-Doğu, Güney-Doğu ve Kastamonu-Zonguldak Ana Ağızları olarak altı gruba ayırırken Erzincan ve Elazığ ağızlarını da Doğu Anadolu Ana Ağız grubunun batı sınırı olarak göstermektedir. (A. Caferoğlu, Fundamenta)

         Leyla Karahan da Anadolu Ağızlarının Sınıflandırılması (Ankara-1996) isimli değerli çalışması ile Anadolu ağızlarını Kuzey-Doğu, Doğu ve Batı ağız grupları olarak üç ana ağız grubuna ayırmış, Erzincan'ın da Doğu Grubu ağızları içinde yer aldığını belirtmiştir.

         Erzincan ve yöresi ile ilgili ayrıntılı ağız incelemesi -bir doktora çalışması olarak- tarafımızdan yapılmış ve ilgili eser Türk Dil Kurumu yayınları arasında, 1995 yılında 565 No ile yayımlanmıştır. Bizim bu çalışmamızda Erzincan ili önce Doğu, Orta, Batı Ana Ağız Grubu olarak üçe ayrılmış; Çayırlı-Tercan Ağız Grubu ile Üzümlü, Erzincan Merkez Ağız Gruplarını Doğu, Refahiye ve Kemah Ağız Gruplarını Orta, Kemaliye ve İliç Ağız Gruplarını Batı Ana Ağız Grubunda yer aldığı  ayrılan yönleri ve zengin örnekleri ile belirtilmiştir. Bu çerçevede Üzümlü, Bayırbağ, Karakaya ve Pişkidağ zincirini Doğu Ağız Grubunun bir alt ağzı olarak Anadolu Ağız Atlasında yer alacağı tarafımızdan açıklanmıştır.

         Üzümlü ve yöresinin dili Erzincan'ın diğer yörelerine göre önemli ses ve şekil ayrılıkları göstermektedir. Tercan-Çayırlı ağzını Erzincan Merkez ağzına bağlayan bu bölge ticari ve sosyal ilişkileri bakımından dışa açık, doğal dillerini korumak bakımından da içe kapalı, muhafazakâr bir bölgedir. Tarih boyunca Erzincan Merkez kadar Erzurum ile de yoğun ticari ilişkiler içinde olan bölgenin kendine has dilini koruması bölge insanının kendi öz değerlerine sahip çıktığını, onları koruduğunun açık işaretidir.

         Üzümlü ve yöresinin dil özelliklerini şu şekilde açıklamak mümkündür:

Üzümlü Ve Yöresi Alt Ağız Grubunun Genel Özellikleri

         1. Eski Türkçe'de, Kıpçakça ve Özbekçe'de görülen kapalı "e" sesi Üzümlü ve yöresi ağızlarında da geniş yer tutmaktadır:

         bele, etdük, getdük, yendi (indi), ele, eyle (öyle), heç, heş (hiç), eyi, lemon (limon), eşitmiş, zehni (zihni), yeniş (iniş), tespeh (tespih)

         2. Bölgede Türkçe'nin temel ses yapısına uygun olarak uzun ünlülere rastlanmaz. Alıntı kelimelerdeki uzun ünlülerin yine uzun olarak telaffuz edildiği görülür. Ancak ses olaylarına, vurgu ve tonlamalara bağlı olarak Türkçe kelimelerdeki kimi ünlülerin uzun telaffuz edildiği de açıktır:

         getdiyse, durıy, olıy, söliyim, deüldür (değildir), gidecök, bulınmıy, bahıy, sahlıylar, boyna, gidiy.

         3. Üzümlü ve yöresinde bir çok ünlü değişikliğiyle karşılaşılmaktadır. Kolay telaffuz eğilimi, seslerin birbirini etkilemesi yanında daha bir çok neden bu ses değişmelerini meydana getirmektedir.

a. Kalın ünlüler inceltilmektedir: ifah (ufak), şefağ (şafak), ehbap, emma (ama), deva (dava), remezan (ramazan), heziran, ahreba, sehet, isdesyon, heyat (hayat), gehr (kahr), sinur (sınır), Erzirum (Erzurum), birez.

b. İnce ünlüler kalınlaşmaktadır: kor (kör), ataş (ateş), barabar (beraber), bahça (bahçe), Aşgala (Aşkale), Nahat (Nihat), vahıt (vakit).

c. Dar ünlüler genişletilmektedir: yoharı (yukarı), böyük (büyük), Pölömür (Pülümür), hökümet, bögün, getmek (gitmek).

d. Geniş ünlüler darlaştırılmaktadır: gine (gene)

e. Düz ünlüler yuvarlaklaşmaktadır: gadun (kadın), tehlüke, zengün, Fevzü, fabruka, girişdük, galdurduh, şuşe, çevürdük, gidebülür müsen?, atdurmıycam, çalgu (çalgı), bütürmek, çaruh, segürtmek, üçün.

f. Yuvarlak ünlüler düzleşmektedir: mıhdar, ifah (ufak), köpri, çöblik (çöplük).

         4. Bir çok ağızda olduğu gibi Üzümlü ve yöresi ağızlarında da hece kuruluşları, ünlü karşılaşmaları, kelimeler arasındaki ulamalar, çabuk konuşma gibi eğilimlerle kimi ünlülerin düştüğü görülür:

dayoğlu, noldu, nası (nasıl), orda, nerde, aşşahda, haggaten (hakıkaten), mejdiye (mecidiye), üçün de (üçünü de), üzümmüz (üzümümüz), önne (önüne).

         5. Genellikle yabancı kökenli kelimelerde görülen ses türemesi olayı en az çaba yasası ve Türçe söyleyiş endişesinden ortaya çıkmaktadır. Bu yüzden Üzümlü  ve yöresi ağızlarında da çok olmasa bile bir çok ünlü türemesi olayı ile karşılaşılmaktadır:

                   metire, mezire (mezra), Iramazan, İrecep, ilimon, ıradyo, ürüzger, ireşber.

         6. Erzincan'ın tüm doğu ağız grubunda olduğu gibi, grubun bu Üzümlü alt ağız grubunda da ilk hecede yuvarlak-geniş ünlülerin sevildiği görülmektedir:

                   böyümek, hökümet, bögün, möhör (mühür), mörekeb (mürekkep), yörümek.

         7. İstisna örnekleri hariç, Üzümlü ve yöresi insanı yabancı kökenli kelimelerdeki uzun ünlüleri Türkçe söyleyişe uygun olsun diye kısaltmamaktadır:

                   tarıh, tabi, alim.

         8. Üzümlü ve yöresi ağızlarında Türkçe kelimelerde art arda gelen seslerin kalınlık-incelik bakımından uyumu kuralına fazlasıyla uyulmaktadır. Bu nedenle bir çok yabancı kelimenin ünlü benzeşmeleri yoluyla ses değişikliğine uğradığı açıktır:

esger, fede (feda), selemet (selamet), Aşgala, suvarı (süvari), suratlı (süratli), fabruka, dinemit, birez, tene (tane), ebdes, zehmet, Nahat, cığara, eceyip, heziran, eşiret, terezi.

         9. Üzümlü  ve yöresi ağızları ünsüz değişmeleri bakımından da önemli özellikler göstermektedir:

a- Ön sesteki kalın k'lar genellikle "gı"; ön, iç ve son sesteki birçok "ka" da "hı" olmuştur: galmah, gahmah (kalkmak), galdurmah, garer (karar), gaybolmah, gazma, goymah, gonuşma, gurumah, gan, garı, gahve, gışla, gız, gapı, gafa; hapatmah, hapanmah, arhadaş, çıhartmah.

b- ç'ler "ş" olmaktadır: üş (üç), iş (iç), gaş (kaç), heş (hiç), üşgen (üçgen), geşdük.

c- birçok  "he" gırtlakta çıkan "hı" olarak kullanılmaktadır: hamur, hanım, haber, han, mıhdar, tahda, sabah, tarıh.

d- birçok "ke", "ge" olmuştur: geçi, gendi (kendisi), esgi, isgemle, esger.

e- İnce "ke" kalın "ka" olmakta ve kalın "ka" da dolayısıyla yanındaki ünlüyü kalınlaştırmaktadır: kor (kör)

f- İç seste "n" "h" olmuştur: baha (bana)

g- Ön ve son seste p'ler "b" olmuştur: badlıcan, Biteriç (Piteriç), tagib (takip).

h- "s" "c" olmuştur: cığara.

ı- "s" "ş" olmuştur: herkeş.

j- Ön sesteki bir çok "t" "d" olurken yalnızca tikmek, tökmek kelimelerinde ön seste t'ler korunmaktadır: daş, davuşan, dene (tane).

         10. Kimi zayıf, titrek ünsüzler  bu bölge ağızlarında düşmektedir:

bi_dene (bir tane), üsgelmek (yükselmek), elemek (eylemek), söliyende, isgemi, atmış (altmış) nası (nasıl), hama (hemen), sora, bi (bir), ebdes (abdest), deül (değil), hadi (haydi), öle (öyle), böle (böyle).

         11. Ünsüz türemesi olayı da bölgede çokça rastlanan bir ses olayıdır:

                   yendi (indi), sahat (saat), havlu (avlu), hayva (ayva).

         12. Bölgede yine bolca ünsüz ikizleşmesi olayları ile karşılaşılmaktadır:

aşşağı (aşağı), küçcük, amma, haggaten, sekgiz, dokguz, emmi, sabbahdan, ayle (aile), helbet (elbet)

         13. Ünsüz yer değitirmesi olayı da Üzümlü ve yöresinin önemli bir ses olayıdır:

                   dorğu, torpah, körpi, sorna, yüsgelmek.

         14. Birçok ağız yöresinde olduğu gibi bu yörede de yan yana gelen ünsüzlerin ileri ya da geri, tam ya da yarı anlamda benzeştiği görülür:

bin_nira, deligannı, garannuh, annamah, cannanmah, Memmed, ombir (on bir), cambaz (canbaz), bunnar, annamadım, Ciminni, götüremessen, almıssan.

         15. Bir kelime içindeki benzer ünsüzlerin daha çok sertlik ve yumuşaklık bakımından benzeşmezliğe uğradığı örnekler vardır:

                   tekral (tekrar), atduh, çıhdı, kesdük, lasdik.

         16. İyelik çoğul II. şahıs eki bölgede "-nız" değil "-z" şeklindedir:

                   baba-z, ana-z, üzümü-z, canı-ı-z, ev-i-z, yol-u-z, para-z, iş-i-z.

         17. Şimdiki zaman, geniş zaman, görülmeyen geçmiş zaman, gelecek zaman çekimlerinde I. ve II. tekil şahıs  ekleri dar değil geniş ünlüdür:

gider-em, gahar-am, gider-sen, gahar-san, arar-san; geliy-em, alıy-am, pâklıy-am; almış-am, dutmuş-am, getmiş-em; almış-san, dutmuş-san, getmiş-sen; alacağ-am, vereceğ-em, yahalıyacağ-am; alacah-san, verecek-sen, yahalıyacah-san.

         18. Geniş zaman, şimdiki zaman, görülmeyen geçmiş zaman, gelecek zaman, çoğul I. şahıs ekleri genellikle  yuvarlak ünlülü ve kalın ünlülü yapılarda ünsüz gırtlak hı'sıdır:

gider-ük, gahar-uh, arar-uh; geliy-ük, alıy-uh, paklıy-uh; dutmuş-uh, girmüş-ük; alacağ-uh, verecey-ük, yahalayacağ-uh.

 

Sözlük

A

adamahıllı olmah: Fazlaca yorulmak, zorda kalmak.

ağırazgu: Bir üzüm çeşidi.

ahırı: Sonunda.

alafdar: Hayvan yemi, hububat satan kimse.

arhalamah: Arkasına almak, sırtlamak.

assahlı: Sahiden.

ayam: Hava.

B

baran: Üzüm dikilen, uzun, derince çukur.

barhana: Göç kafilesi.

Ç

çeperlemek: Acele etmek.

çulu hartalı almah: Taşınabilecek eşyayı yanına almak.

D

dar danış: Zorla, güçlükle.

devşüne devşüne: Uykudan uyanırken kalkmak istemezmiş gibi yüzünü gözünü      buruşturmak.

E

ebile: Böyle.

efdal: Elverişli, uygun, tercih edilebilir.

embile: Böyle.

emmi: Amca.

G

gatma: Kalınca uzun ip.

gedük: Dağın ya da tepenin çıkılan uç kısmı.

geven: Dağlarda biten, dikenli, kurusu çok kolay yanan, tek köklü ot kümesi.

geygü: Giyilecek eşya, giysi.

gıdik: Keçi yavrusu.

gızıl gıyamet goparmah: Çok fazla tepkide bulunmak.

golcu: Orman memuru, bekçi.

gorava: Yaş üzümün suyu çıkarıldıktan sonra kaynatılıp ve katılaştırılarak elde edilen şeker katılmış yiyecek.

gön: Deri.

götmek: Götürmek.

H

hababam etmek:  Hareket etmek, işe girişmek.

hacat: El aleti.

hant: Arazi.

heslenmek: Kızmak.

K

keseg: Büyükçe toprak parçası: kerpiç kırığı.

kesimlig: Kısa, kese yol.

kete: Hamur açıldıktan sonra, arasına kavrulmuş un konularak genellikle de tandırda pişirilen hamur işi yiyecek.

kom: Odun deposu.

kozzik: Yerde açılmış çukur, izbe yer.

P

pırpırtı: Giyecek nevinden elbise, kumaş.

S

sele: Söğüt ağacının ince dallarından örülme, leğen biçiminde ev eşyası.

selemete çıhmah: Rahata kavuşmak, esenliğe çıkmak.

sırım: Deriden çarık bağı.

soyha: Çekinilen, sevilmeyen hayvan.

soyma: Elma, armut gibi soyulabilen yaş meyvelerin dilimlenerek kurutulmuş biçimleri.

su çilemek: Su serpmek.

Ş

şeleklenmek:  Yükü, eşyayı taşınması kolay olabilecek bir şekilde sırtlamak.

T

tekeşer: Erkek geyik.

tosbağa: Kaplumbağa.

tump: Tarlaları birbirinden ayıran üzerinde yürünebilen toprak sınırı.

tüfeng: Tüfek.

Ü

üsgelmek: Yükselmek.

Y

yiyirmi dört: Yirmi dört.

(*) Prof. Dr. Mukim SAĞIR

Kaynak: www.uzumlu.gov.tr


Share:Ask!BlinkBits!Blinklist!Blogmarks!BlogRolling!Cannotea!Del.icio.us!Digg!Diigo!DZone!Free and Open Source Software NewsFacebook!Fark!Faves!FeedMeLinks!Furl! GodSurfer!Google!linkaGoGo!Live!Ma.gnolia!Maple!Mister-Wong!Mixx!MyLinkVault!MySpace!Netscape!Netvouz!Newsvine!RawSugar!Reddit!ShoutWire!Simpy!Slashdot!Smarking!
Spurl!Squidoo!StumbleUpon!Swik!Tailrank!Technorati!Wists!

Son Güncelleme: Pazar, 20 Aralık 2009 20:32
 

Tekil ziyaretçi istatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün813
mod_vvisit_counterDün1348
mod_vvisit_counterBu hafta8661
mod_vvisit_counterBu ay22162
mod_vvisit_counterTümü624554