|
Üzümlü ilçesi, Doğu Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Fırat Bölümü’nde, Erzincan ili sınırları içerisinde yer alır. İlçe arazisinin büyük bölümü (% 80) Erzincan havzasının kuzeyinde uzanan Esence dağları (3549 m.) sahasında, küçük bir bölümü (% 20) ise Erzincan ovasında (1200 m.) bulunmaktadır. Üzümlü, kapladığı alan itibariyle Otlukbeli’nden (254 km².) sonra Erzincan’ın ikinci küçük ilçesi olup, yüzölçümü 410 km².dir.
İlçenin kuzey sınırı Erzincan ovası ile Çayırlı ovası arasında su bölümü çizgisi oluşturan dağların zirvelerinden geçirilmiştir. Doğuda Sansa Boğazı’nın büyük bir bölümünü sınırları içerisine alan Üzümlü’nün güney sınırı genel olarak Karasu ırmağını takip eder. İlçeyi Erzincan Merkez İlçe’den ayıran sınır, güneyde Denizdamı köyü (Üzümlü) ile kuzeyde Esence dağlarının zirvelerinden biri durumundaki Dağınık dağı (3463 m.) arasında çekilen bir hatla belirlenmiş olup, herhangi bir doğal çevre unsuruna dayanmamaktadır.
Üzümlü ilçesi, idarî bakımdan kuzeyde Çayırlı (Erzincan), doğuda Tercan (Erzincan), güneydoğuda Pülümür (Tunceli), güneyde ve batıda Erzincan Merkez İlçe ile komşudur. Ülkemizin yeni kurulan ilçelerinden biri olup, daha önce Erzincan Merkez İlçe’ye bağlı bir nahiye iken, 19.06.1987 gün ve 3392 Sayılı Kanun ile ilçe statüsü kazanmıştır.
Erzincan ovasını batı-doğu doğrultusunda kat eden uluslararası E 80 karayolu Üzümlü ilçesi topraklarından geçtikten sonra, Sansa Boğazı’na girer. İlçenin en büyük yerleşim ünitesi durumundaki Üzümlü şehri, E 80 karayolunun yaklaşık beş km. kuzeyinde kurulmuş olup, Erzincan il merkezine uzaklığı yirmi üç km.dir.
Üzümlü ilçesinin suları Karasu (Fırat) nehrinin kolları tarafından (Cimin deresi, Pağnik çayı, Su deresi ve Değirmen deresi gibi) drene edilmektedir. Aygır gölü dışında doğal oluşumlu gölün bulunmadığı ilçe, kaynaklar ve yeraltı suyu potansiyeli bakımından ise nispeten zengin sayılır. Üzümlü ve çevresinde karasal iklim özellikleri görülmektedir. Ova tabanında stepler, dağlık kesimlerde ise meşe ağaçlarının ağırlıkta olduğu ormanlar hakim bitki örtüsünü oluşturur. Yörede kahverengi topraklar ve alüviyaller geniş bir alan kaplamaktadır.
İlçe sınırları içerisinde 2000 yılı itibariyle bir şehir, üç kasaba ve yirmi üç köy olmak üzere yirmi yedi devamlı yerleşim ünitesi bulunmaktadır. Ayrıca sahada çoğunluğunu mezraların oluşturduğu yirmi dokuzbağlı yerleşim ünitesi vardır. Bütün bu yerleşmelerde 2000 yılı itibariyle 30298’i ilçe merkezinde olmak üzere toplam 49928 kişi yaşamaktaydı. Erzincan’ın en kalabalık nüfuslu ilçesi olan Üzümlü’de km²’ye ortalama doksan üç kişi düşmektedir.
Üzümlü ilçesinin temel geçim kaynakları tarım ve hayvancılıktır. İlçe ekonomisinde ekip-biçme faaliyetleri yanında meyve ve sebze yetiştiriciliğinin payı büyüktür. Ayrıca başta Üzümlü şehri olmak üzere ilçede yaşayan nüfusunun önemli bir kısmı, aradaki mesafenin yakın oluşunun da etkisiyle geçimini Erzincan il merkezinden sağlamaktadır.
I. Yeryüzü Şekilleri: Üzümlü ilçesi genel olarak dağlık ve engebeli bir rölyef yapısına sahiptir. İlçe arazisinin büyük bir bölümü Erzincan ovasının kuzeyini kaplayan Esence dağları sahasında yer almıştır. Erzincan ovasının doğu bölümü ile daha doğudaki Sansa Boğazı sahadaki diğer önemli morfolojik ünitelerdir.
Alp sistemine bağlı dağ silsilesi Doğu Anadolu Bölgesi’nde çok sıkışık sıralar meydana getirmiş olup; Erzincan ovası bunların arasında, Karasu-Aras oluğunun en batısındaki depresyon sahasında yer alır. Ovanın bulunduğu alan, Mesozoik başından Tersiyer ortalarına kadar süren farklı okyanus açılma ve kapanma dönemlerinde denizaltında bulunmaktaydı. Bu durum, sahadaki jeolojik formasyonların yaşlarının tespitinde, başlangıç olarak Mesozoik'ten daha geriye gidilemeyeceğini gösterir. Farklı tektonik birliklerin birbirine kavuştuğu bir konumda bulunan havzanın jeolojik yapısı, daha sonraki dönemlerde ovanın açılmasına neden olan genç yanal atımlı fayların etkisi ile oldukça karmaşık bir özellik kazanmıştır(Tüysüz,1992, s.7).
Yörede Tersiyer’in transgresyonla başladığı, ancak bu transgresyonun bölgenin tamamını değil, çukur alanları kapsadığı anlaşılmaktadır. Ovayı çevreleyen Esence ve Munzur dağlarının Eosen'de bugünkü uzanışlarına yakın bir duruma geldikleri anlaşılmaktadır (Akkan,1964, s. 55). Oligosen'de bölgede hüküm süren karasal bir rejimin de etkisiyle Esence dağlarının Erzincan ovasına bakan kısımları şiddetli bir şekilde aşınmıştır. Öyle ki; bu aşınmalar sonucunda sahada deniz seviyesine çok yakın geniş bir yontukdüz meydana gelmiştir. Bölge, Alt Miyosen'den Orta Miyosen'e kadar geçen sürede Miyosen denizinin tortulanma alanı olmuştur. Orta Miyosen'de deniz, Erzincan çevresini nihai olarak terk etmiş ve yerini acı sulu göllere bırakmıştır.
Miyosen sonu tektonik hareketleri sonucunda bölge önce yükselmiş, ardından Kuzey Anadolu Fayı’nın (K.A.F.) açılmaya başlamasıyla birlikte Erzincan havzası oluşmaya başlamıştır. Bu oluşumun ardından havza, Pliyosen-Pleistosen dönemi çakılları ile dolmuş ve bir dolgu düzlüğü halini almıştır (Keçer, 1985, s. 78). Buna göre Erzincan ovasının temelini oluşturan tektonik depresyonun ana hatları Pliyosen sonu ve Kuaterner başı itibariyle belirmiş olup; depresyon, daha sonraki dönemlerde akarsular tarafından doldurulup işlenmiştir (Akkan, 1961, s. 127-128).
Orojenik oluşum bakımından Alpin Kuşak içerisinde yer alan bölge, Anadolu’daki temel tektonik birliklerinin birbirlerine en çok yaklaştığı bir mevkide bulunmaktadır. Konum özelliklerinden kaynaklanan aktif tektonizma, jeolojik ve jeomorfolojik ünitelerde kendini açıkça belli eder. Hemen bütün jeolojik birimlerdeki kıvrılma, faylanma ve deformasyonlar, Büyükçakırman ile Çadırtepe köyleri arasındaki belirgin çökme ve Üzümlü güneyindeki volkan konilerinin varlığı tektonik aktivitenin başlıca göstergeleridir.
İçerisinden Kuzey Anadolu Fay zonunun geçtiği Erzincan havzası, yer hareketlerinin çok etkin olduğu, yükselmiş aşınım ve dolgu düzlükleri dışında olgun veya yarı olgun topoğrafyanın bulunmadığı, aksine genç morfolojik oluşukların gözlendiği bir havzadır (Keçer, 1985, s. 81). Ova ve çevresi, yeni ve oldukça şiddetli tektonik hareketlere sahne olmuştur. Üzümlü ilçe merkezinin doğusundaki Köy tepesi kuzeyinde ve Esence dağlarının alt yamaçlarında volkanik tüf ve küllerin bulunuşu, özellikle tüf ve volkan külü depolarının adı geçen tepenin zirvesinden daha yüksek kesimlerde dahi görülmesi sahadaki dikey faylanmaları gösteren başlıca kanıtlardır.
Yöredeki tektonik faaliyetlerin en önemli yansıması, insanları doğrudan etkileyen depremlerdir. Yöre, son on asırda 57 büyük deprem yaşamış, bunların 19’unda ciddi can ve mal kayıpları yaşanmıştır (Ünal vd.,1993, s. 3).
Üzümlü ilçesi arazisinin büyük bir bölümünün yer aldığı Esence dağlarının (Fotoğraf 2) temel yapı taşları, denizaltı volkanizması sonucunda oluşmuştur. Bu dağların başlıca kayaç birimleri yaşlıdan gence doğru serpantin, şist, metadiyabaz, fillit, kalkşist, mermer, Jura-Kretase yaşlı kireçtaşları, oluşum yaşı muhtemelen Üst Kretase olan ofiyolitli karmaşık (melanj), Eosen flişi, denizel Miyosen sedimentleri, karasal Pliyosen konglomeraları ve Kuaterner alüvyonlarıdır. Bunlar arasında en yaygın olanı kuşkusuz Üst Kretase ofiyolitleridir. Ofiyolitlerin Kuaterner alüvyonlarıyla kesiştikleri dağ etekleri boyunca, Neojen ve Kuvaterner yaşlı bazik volkanik kayaçlar gözlenmektedir. Bu volkanik kayaçlarin Kuzey Anadolu Fayı'na bağlı olarak geliştikleri tespit edilmiştir. (Tatar, 1978, s. 201).
Üzümlü ilçesinin kuzeyinde yükselen Esence dağlarının Erzincan ovasına bakan yamaçları akarsular tarafından derin bir şekilde yarılmıştır. Bu dağların ilçe sınırları içerisinde kalan kesiminde ortalama eğim değeri % 27.5 (15o) civarındadır. Ova ile dağlar arasındaki geçişte, belirgin bir içbükey eğim kırıklığı görülmez. Bu kesimin en dikkat çekici karakteri, yanal ve düşey atımlı faylarla örselenmiş basamaklı bir yapı, genç volkanik şekiller ve bunların aralarını dolduran yelpazelerden oluşmuş karmaşık bir geçişin olmasıdır. Buğdaylı köyü ile Pınarlıkaya köyü arasında uzanan bu metamorfik temelli kütle, kuzeydoğu-güneybatı yönlü enine konsekant vadilerle parçalanmıştır. Üzümlü ile Pınarlıkaya arasındaki vadiler genç olmalarına karşın, yine de Esence dağlarının iç kesimlerine doğru sokulabilmişlerdir. Su, Cimin, Pağnik, Sürperen, Murtat ve Değirmen dereleri tarafından açılan derin ve dik yamaçlı vadiler bunların birkaçıdır. Bu kesimdeki vadilerin büyük bir bölümü, aktif heyelan alanı durumundadır (Keçer, 1985, s. 36).
İlçe arazisinin bir bölümünün yer aldığı bir diğer morfolojik ünite, Erzincan ovasıdır. Ortalama elli km. uzunluk, on yedi-on sekiz km. genişlik ve 550 km². yüzölçüme sahip olan ova, kabaca NNE-SSW yönünde uzanmaktadır (Ardos, 1984, s. 116). Kuzeyde Esence (3549 m.), güneyde Munzur (3462 m.), batıda ise Karadağ (3045 m.) arasında yer alan ovanın deniz seviyesine göre ortalama yükseltisi 1200 m.dir. Çevresindeki yüksek dağlarla ova tabanı arasındaki nispî yükseklik farkı 2000 metreyi geçer. Oluşumunda neotektonik hareketlerin büyük rolü bulunan ve sismik aktiviteye bağlı olarak günümüzde çökmeye devam eden ovanın tabanı, Karasu ve kolları tarafından biriktirilen kalın bir alüvyon tabakasıyla örtülüdür.
Çevredeki dağlardan ovaya doğru akarsular tarafından sürekli malzeme taşınmaktadır. Bu duruma bağlı olarak ovanın kenar kuşağında zamanla bir etek ovası oluşmuştur. Bu etek ovası ile Esence dağları arasında etek döküntüleri ve glasilere rastlanmaktadır. Bunlardan en dikkat çekenleri Üzümlü’ye bağlı Pişkidağ ve Avcılar köyleri ile Üzümlü ilçe merkezi yakınlarında eğim değerleri % 5-10 arasında değişen glasilerdir (Fotoğraf 4). Sahada en geniş yer kaplayan birikim şekilleri ise birikinti yelpazeleridir. Bunlardan Üzümlü deresi yelpazesi, küçük volkan tepeleri arasında birkaç kola ayrılmıştır. Pişkidağ ve Demirpınar yelpazeleri ise faylanmanın etkisiyle basamaklanmışlardır (Keçer,1985, s. 49-56).
Karasu ırmağı, ovaya girişten itibaren yatak eğiminin azalmasına paralel olarak örgülü drenaj özelliği göstermektedir. Irmak yatağının bu kesimde yoğun bir biriktirme faaliyeti söz konusu olup, kum adaları gelişmiştir. Esasen Üzümlü ilçesi arazisinin bir bölümünün yer aldığı Erzincan ovasının doğu kesimi, büyük bir taşkın ovası niteliği taşır. Bu taşkın ovası, ovaya doğuda Sansa Boğazı’ndan girip, batıda Kemah boğazından çıkan Karasu ırmağı tarafından oluşturulmuştur. Yüzölçümü 160 km².yi bulan bu taşkın ovasının önemli bir bölümü, bataklık ve sazlıklarla kaplıdır. Karasu ırmağı, özellikle ilkbahar aylarında taşkınlara yol açtığından dolayı yapay setler içerisine alınmış ve ova yüzeyinde drenaj kanalları inşa edilmiştir.
Üzümlü ilçesinin temel morfolojik ünitelerinden bir diğeri ise tepelik alanlardır (Fotoğraf 5). Erzincan Ovası'nın kuzeydoğusunda, Küçükçakırman köyü civarında başlayıp, doğuya doğru devam eden volkanik bir kuşak söz konusudur. Buna bağlı olarak özellikle Üzümlü’nün güneyinde çok sayıda volkan konisi mevcuttur (Kara tepe, Köy tepesi, Altıntepe, Tatoğlu tepesi, Yassı tepeler, Çadır tepe ve Güney tepe gibi). Bu kesimde birbirleriyle kesişen fay hatları ile parçalanmış 15 kadar volkanik çıkış merkezi vardır. Sahada volkanik faaliyetin gaz çıkışı ile başlayıp, volkan külü, obsidyen, dasit, andezit ve riyolit çıkışıyla sürdüğü tespit edilmiştir. Yöredeki bu genç volkan konilerinin morfolojik yapıları genel olarak fazla bozulmamıştır (Keçer,1985, s. 71).
Ülkemizin doğu-batı ulaşımında özel bir yeri olan Sansa Boğazı’nın büyük bir bölümü Üzümlü ilçesi sınırları içerisinde yer alır. Boğaz, doğuda Yollarüstü köyü (Tercan) ile batıda Tanyeri demiryolu istasyonu (Üzümlü) arasında, yaklaşık otuz altı km.lik bir uzunluğa sahiptir. Karasu ırmağı tarafından açılmış bir yarma vadi olan Sansa Boğazı’nı kuzeyde Şengül dağı (2533 m.) ve Mirpet dağı (3155 m.), güneyde ise Bağırpaşa dağı (3292 m.) ve Mercan dağı (3449 m.) sınırlandırmaktadır. Bu dağlar, yer yer 90°’ye varan dikliklerle Sansa Boğazı tabanına ulaşırlar (Yazıcı, 1995, s. 457).
Sansa Boğazı, sözü edilen bu dağlar arasında, serpantin ve flişler içerisinde açılmış, nispeten dar ve derin bir yarma vadidir. Boğazın bugünkü görünümü kazanmasında antesedant olayı belirleyici olmuştur. Tercan ovasında eski seviyelerin bulunması, Karasu ırmağının temel araziye iyice gömülmesi, yine boğazın girişindeki aşınım yüzeylerinin Tercan ovasına, çıkışındaki aşınım yüzeylerinin ise Erzincan ovasına doğru eğimlenmiş olması aradaki dağlık kütlenin yükselmekte olduğunun başlıca göstergeleridir. Ayrıca, boğazın değişik kesimlerinde yer alan asılı vadiler ile yüksekte kalmış ve eğimlenmiş taraçalar antesedant oluşumunu kanıtlar niteliktedir. Dolayısıyla Sansa Boğazı’nın Neojen’den itibaren açılmaya başladığı ve Karasu ırmağının buraya gömüldüğü söylenebilir (Yazıcı, 1995, s. 461). Sonuç olarak Sansa Boğazı taban genişliği bazı kesimlerde 500 metreye ulaşan, bazı kesimlerde ise altmış-yetmiş metreye kadar daralan çok önemli bir geçit ve bağlantı noktasıdır.
Üzümlü ilçesi, ülkemizin depremsellik riski en yüksek yörelerinden biridir. Türkiye’nin kuzeyini batı-doğu yönünde kat eden Kuzey Anadolu Fayı (K.A.F.) Suşehri havzasından sonra Erzincan ovasına girmekte ve ovanın kuzey kenarı boyunca ilerlemek suretiyle Üzümlü’nün güneyindeki tepelik sahaya ulaşmaktadır. Muhtemelen birden fazla kırıktan meydana gelen bu fay, daha sonra güneydoğu istikametinde devam ederek Karlıova’ya (Bingöl) doğru uzanmaktadır. Birinci Derece Deprem Bölgesi içerisinde yer alan Üzümlü ilçesi, tarih boyunca Erzincan ile birlikte pek çok deprem yaşamıştır. Yörenin son 1000 yıllık yerleşme tarihi içerisinde on dokuzu yıkıcı olmak üzere elli yedi kadar büyük deprem meydana gelmiştir. Özellikle XX.Yüzyıl’da yaşanan iki büyük deprem (1939 ve 1992), Üzümlü ve çevresindeki beşerî hayatı derinden sarsmıştır.
İçişleri Bakanlığı'nın 29.1.1940 tarihli kayıtlarına göre 27 Aralık 1939'da meydana gelen 8.0 büyüklüğündeki depremde Erzincan şehri ve yakın çevresinde 15600 kişi ölmüş, 4125 kişi yaralanmış, 14401 bina tamamen yıkılmıştır. Kuşkusuz bu rakamlar Üzümlü ilçesini de kapsamaktadır. Bu büyük depremde ölenlerin toplam sayısı ise 32968 kişiyi bulur (Sür, 1993, s. 56). XX. Yüzyıl içerisinde yaşanan 6.8 büyüklüğündeki ikinci büyük depremde (13 Mart 1992) il genelinde 653 kişi ölmüş, 3850 kişi ise çeşitli derecelerde yaralanmıştır. Bu depremde Üzümlü ilçesinde kırk yedisi ilçe merkezinde olmak üzere toplam 547 bina yıkılmış veya ağır hasar görmüştür.
Diğer yandan T.C. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı Deprem Araştırma Dairesi Başkanlığı tarafından yapılan bir çalışmaya göre, yörede yaklaşık altı yılda bir 5.5 büyüklüğünde, yedi yılda bir 6.0 büyüklüğünde, elli yılda bir yedi büyüklüğünde ve seksen altı yılda bir 7.5'ten büyük depremlerin olma olasılığı yüksektir. Dolayısıyla yörenin bu depremsellik durumu başta inşaat faaliyetleri olmak üzere imar, yatırım ve plânlama kararlarında mutlaka dikkate alınmalıdır.
II. İklim Özellikleri: Üzümlü ilçesi Doğu Anadolu Bölgesi’nin batısında, Yukarı Fırat Bölümü’nde yer almaktadır. Doğu Anadolu Bölgesi’nde yükselti, denizden uzaklık ve özellikle Sibirya Yüksek Basınç Merkezi gibi faktörlerin etkisiyle yaz-kış sıcaklık farkları belirgin, kışları soğuk ve kar yağışlı, yazları ise kısa fakat oldukça sıcak geçen karasal bir iklim tipi hüküm sürmektedir. Karasallık şiddeti belirgin olup, bu durum bölgenin sıcaklık, basınç ve yağış rejimlerinde, kar örtüsünün yerde kalma süresinde, daimi kar ve orman üst sınırı üzerinde kendini açıkça gösterir. Bölge, aralarında Erzincan ovasının da bulunduğu depresyonlar dışında genel olarak 500 mm.nin üzerinde yağış almaktadır.
Üzümlü ve çevresi kasım-nisan devresinde, Doğu Anadolu Bölgesi üzerinde egemenlik kuran Sibirya kökenli karasal hava kütlelerinin etkisi altında kalır. Kuru ve soğuk karakterli bu hava kütleleri, genel olarak yağış getirmekten uzaktırlar. Ancak yine de bu dönemde saha, Akdeniz veya Avrupa üzerinden doğuya doğru sokulan gezici minimumların etkisiyle az da olsa yağış alabilmektedir. Yaz mevsiminde ise yöre, tropikal kökenli hava kütlelerinin egemenliği altına girer. Yüksek sıcaklık ve düşük nem koşullarından kaynaklanan kuraklık, yaz mevsiminin en belirgin özelliğidir.
Esasen Doğu Anadolu Bölgesi içerisinde iklim özellikleri; yeryüzü şekilleri, yükselti ve orografyaya bağlı olarak kısa mesafelerde değişebilmektedir. Bölgenin yüksek dağ sıraları arasında uzanan depresyonlar dizisi içerisinde yer alan Erzincan ovası, morfolojik özelliğinin bir sonucu olarak çevresine göre farklı bir iklim özelliği sergiler (Akkan, 1963, s. 79). Bunu, yerel rasat istasyonlarına ait gözlem sonuçlarına bakarak anlamak mümkündür.
Üzümlü ilçesinin iklim özellikleri, Üzümlü Meteoroloji İstasyonu'na (1400 m.) ait rasat verilerinin yağış değerleri dışında kısa süreli oluşundan dolayı, Erzincan Meteoroloji İstasyonu’na ait veriler kullanılmak suretiyle incelenecektir.
Erzincan Meteoroloji İstasyonu’nun (1215 m.) altmış iki yıllık (1930-1992) rasat verilerine göre, yörede ortalama sıcaklık 10.6 °C’dir. Bu değer, Üzümlü ilçe merkezi için (D.M.İ.G.M., 1994, Özel Rasat Verileri) 9.4 °C olarak tespit edilmiştir. Ortalama sıcaklık Tercan’da 8.5 °C, Çayırlı’da 8.3 °C’dir. Buna göre Üzümlü’nün yıllık ortalama sıcaklığı Erzincan’dan düşük, Tercan ve Çayırlı’dan yüksektir. Dört istasyon arasında meydana gelen bu 1-2 °C’lik sıcaklık oynamasının temelinde yükselti farkı vardır. Yükseltinin artışına paralel olarak sıcaklık değerleri düşmektedir. Esasen Erzincan ovasının yıllık ortalama sıcaklığı Doğu Anadolu Bölgesi’ne göre oldukça yüksek olup (Akkan, 1963, s. 80), bu durum ova ve çevresinin morfolojik özellikleri ile yakından ilgilidir. Nitekim yükseklikleri yer yer 3500 m.yi bulan sıradağlar kış mevsiminde soğuk hava akımlarının ovaya girişini engelleyerek, yaz mevsiminde ise havza tabanında uygun radyasyon koşullarına bağlı olarak oluşan yüksek sıcaklığın dışarıya çıkışını keserek sıcaklığın artmasına yol açar.
İklim özelliklerinin incelenmesinde yıllık ortalama sıcaklık kadar, sıcaklığın yıl içerisindeki gidişi de büyük önem taşır. Üzümlü’nün batısında (Erzincan) ve doğusunda (Tercan) yer alan her iki istasyonda da kış aylarına ait ortalama sıcaklıklar negatif değerler göstermektedir. Yörede, ilkbahar aylarına ait sıcaklık değerlerinin sonbahar aylarına göre daha düşük seyretmesi karasal iklim özelliklerinden kaynaklanmaktadır. Üzümlü ve çevresinde yaz ayları ise oldukça sıcak geçer. Özellikle ova tabanında gündüz sıcaklıkları temmuz ve ağustos aylarında aşırı derecede yükselebilmektedir. Karasallığın basit bir göstergesi sayılan en yüksek ve en düşük sıcaklık değerleri arasındaki fark (termik genlik), Erzincan için 26.8 °C, Tercan için ise 27.7 °C’dir.
Ekstrem sıcaklık değerleri, bir yörenin iklim özelliklerinin belirlenebilmesi için bilinmesi gereken bir diğer iklim elemanıdır (Ardel, 1973, s. 79). Üzümlü ilçesini büyük ölçüde yansıtan Erzincan Meteoroloji İstasyonu’na ait rasat kayıtlarına göre, yıl içerisinde en düşük sıcaklık değerleri haziran-eylül devresini kapsayan dört aylık süre dışında 0 °C'nin altında seyreder. Tercan’da bu süre iki aya (temmuz ve ağustos) kadar inebilmektedir. En yüksek sıcaklıklar ise Erzincan’da altı ay (mayıs-ekim arası), Tercan’da dört ay (haziran-eylül arası) süreyle 30 °C’nin üzerinde gerçekleşir. Erzincan’da mutlak en yüksek sıcaklık değeri ağustos ayında (40.5 °C), mutlak en düşük sıcaklık değeri ise ocak ayında (-32.5 °C) ölçülmüştür. Ortalama ve Extrem sıcaklıkların yıl içerisindeki dağılışları dikkate alındığında, Üzümlü ve çevresinde konutların ısıtılması gereken sürenin yaklaşık altı aylık bir zaman dilimini bulduğu görülür. Bu süre, ova tabanından Esence dağlarının yüksek kesimlerindeki yerleşmelere doğru giderek uzamaktadır.
Sosyo-ekonomik hayatı yakından ilgilendirdiği için don olayının ve donlu günler sayısının yıl içerisindeki dağılımı önemlidir. Yörede ilk don olayları ekim ayında yaşanmakta olup, sebze ve meyvelerin (özellikle üzüm) hasat dönemine rastlaması nedeniyle ekonomik kayıplara yol açabilmektedir. Yıl içerisinde son don olayları ise bazı yıllar mayıs ayına dahi sarkabilmekte, bu durum çiçek açma evrelerindeki meyve ağaçlarına ve henüz yeni fidelenmiş sebzelere zarar vermektedir. Ancak şunu belirtmek gerekir ki yörede mayıs ve ekim aylarında görülen don olayları tamamen epizodik karakterli olup, birkaç yılda bir tekrarlanmaktadır.
Üzümlü ve çevresinde kış günü sayısı (sıcaklığın 0o C'nin üzerine çıkmadığı günler) 28’i, yaz günü sayısı (günlük maksimum sıcaklığın 25 °C’nin üzerine çıktığı günler) 112’yi, tropik gün sayısı (günlük maksimum sıcaklığın 30 °C’nin üzerine çıktığı günler) ise elli altıyı bulmaktadır.
Üzümlü ilçesi topraklarının bir bölümünün yer aldığı Erzincan ovasında, hakim rüzgâr yönü (% 17.6) batıdır. Bunun en önemli nedeni Orta Karadeniz Bölümü üzerinden Kelkit Çayı vadisine kanalize olan hava kütlelerinin Refahiye çevresine kadar sokulduktan sonra, buradan Çardaklı boğazı yoluyla Erzincan Ovası'na kadar inmesidir. Diğer etkili rüzgâr yönleri kuzeybatı (% 15.7 ), doğu (% 15.6) ve kuzeydir (% 15.5). En az etkili rüzgâr yönü ise güneydir (% 8.0).
Rüzgârlar konusunda Esence dağlarının güney yamaçlarına yaslanmış Üzümlü ile bir ova yerleşmesi olan Erzincan arasında belirgin farklılıklar söz konusudur. Nitekim Üzümlü Meteoroloji İstasyonu’na ait kısa süreli rasat verilerine göre ilçe merkezinde hakim rüzgar yönü kuzey, en kuvvetli rüzgar yönleri ise kuzeydoğu, doğu ve batıdır (Altınbilek, 1990, s. 24). Kanaatimize göre bu durum, Esence dağlarının yüksek kesimlerinde soğuyan hava kütlelerinin ovaya doğru hareketi sırasında Üzümlü üzerinden geçmesinden kaynaklanmaktadır. Yörede batıdan esen rüzgâra Kemah, doğudan esene ise Erzurum denilmektedir.
Erzincan Ovası, çevresindeki yüksek dağlık alanlar ve platolar üzerinde yer alan orografik gediklerle dışarıya açılır. Bu hatları takiben ovaya girme imkânı bulunan hava kütleleri, başta sıcaklık ve yağış durumu olmak üzere iklim olayları üzerinde etkili olurlar. Yöreye yağış getirebilecek nitelikteki hava kütleleri, sahanın batısında ve kuzeyinde bulunan dağları aşmak için yükselmek zorunda kaldıklarından dolayı taşıdıkları nemin önemli bir kısmını ovaya erişemeden yağış olarak bırakırlar. Bu durumun da etkisiyle Erzincan ovası ülkemizin en az yağış alan (366.9 mm.) yörelerinden biridir. Ancak yöreye düşen yağış miktarı ova tabanından kuzeye doğru kademeli bir şekilde artmakta olup, Üzümlü ilçe merkezinde 483.6 mm.ye kadar çıkmaktadır. Bu durumda Üzümlü’ye düşen toplam yağış miktarı, 559 mm.yi bulan Doğu Anadolu Bölgesi ortalamasının altında, Erzincan il merkezinin üstündedir.
Üzümlü ve çevresinde yağışın yıl içerisindeki dağılışı oldukça düzensizdir. Yağış maksimumu nisanda (74.2 mm.), minimumu ise temmuzda (6.5 mm.) yaşanır. Siklonik ve konvektif hareketlerin sürmesi nedeniyle haziran ayı (36.4 mm.) da yağışlı geçer. Temmuz ve ağustos aylarında ise konvektif hareketlere bağlı sağanak yağmurlar dışında pek fazla yağış düşmez. Yörede sonbahar mevsimi, ilkbahar mevsimi kadar olmamakla birlikte yine de yağışlı geçmektedir. Aralık ayından itibaren düşen yağış miktarı azalmakta ve şubat ayında kış minimumu (34.7 mm.) yaşanmaktadır. Üzümlü’de yağışın mevsimlere göre dağılımında ilkbahar birinci (% 39.9), kış ikinci (25.1), sonbahar üçüncü (% 24.6), yaz dördüncüdür (% 10.4). Sahada yaz mevsiminde beliren yüksek sıcaklık ve düşük yağış koşullarının bir sonucu olarak kuraklık sorunu ortaya çıkmaktadır. Bu durumda yağış rejimi bakımından sahayı, Akdeniz Yağış Rejimi’nin Karasal Tipi’ne dahil etmek mümkündür.
Üzümlü ve çevresinde kar şeklindeki yağışlar ekim ayı (0.2 gün) sonlarından başlayıp, nisan ayı başlarına (1.4 gün) kadar sürmektedir. İlçe merkezinde kar yağışlı gün sayısı 22.4 gün, kar ile örtülü gün sayısı 65.8 gün, en yüksek kar örtüsü kalınlığı altmış beş cm. olarak tespit edilmiştir. Kuşkusuz bu değerler, ilçenin dağlık kesimlerinde çok daha yüksektir. Yörede ayrıca dolu, kırağı, kırç ve çiğ gibi yağışlar da görülmektedir. Özellikle dolu yağışı bazı yıllar ilçedeki meyve bahçelerine büyük zararlar verir.
Sonuç olarak üzümlü ve çevresinde, yıllık ve günlük sıcaklık farkları belirgin, kışları soğuk ve kar yağışlı, yazları ise sıcak ve kurak geçen, yağış maksimumunun ilkbahar aylarında yaşandığı karasal bir iklim tipinin hüküm sürdüğü söylenebilir.
III. Hidrografik Özellikler: Üzümlü ilçesi ve çevresinin suları, Fırat nehrinin iki ana kolundan biri olan Karasu ırmağı tarafından drene edilmektedir. İlk kaynaklarını Erzurum’un Dumlu dağından alan Karasu, Aşkale boğazını geçtikten sonra Tercan ovasına girer. Tercan çevresinden katılan irili ufaklı derelerle gittikçe büyüyen ırmak üzerinde, ovanın hemen girişinde Tercan Barajı inşa edilmiştir. Yollarüstü köyünden (Tercan) itibaren yaklaşık 36 km. uzunluğundaki Sansa Boğazı’na yerleşen akarsu, boğazın çıkışında Tanyeri Tren İstasyonu’nun (Üzümlü) hemen batısında Erzincan ovasına açılır. Doğu-batı yönünde ovayı baştan başa kat eden ırmak, ova çıkışında Kemah Boğazı’na girer. Munzur dağları bünyesinde açılmış Kemah, Atma ve Sandık boğazlarından geçerek Keban baraj gölüne ulaşan Karasu, burada Murat ırmağı ile birleşir (Fotoğraf 6).
Karasu ırmağı Tercan ile Erzincan arasında Üzümlü arazisi içerisinde akmakta, yer yer ilçenin güney sınırını tayin etmektedir. Özellikle ilçenin Sansa Boğazı ve Erzincan ovası içerisinde yer alan toprakları, bu ırmakla çok yakından ilişkilidir. Irmak, ovaya girişten itibaren genişleyen yatağında menderesler çizerek akmaktadır. Ova tabanındaki tarım arazilerini sulamak amacıyla, ırmak üzerinde sulama kanalları ve regülatörler inşa edilmiştir.
Sansa Akım Ölçüm İstasyonu’nun on yedi yıllık rasat sonuçlarına göre, Karasu ırmağının yıllık ortalama akım miktarı 32.3 m³/sn.dir. En yüksek akım miktarına ilkbahar yağmurları ve kar erimelerine bağlı olarak mayıs ayında (109.3 m³/sn.) ulaşılır. En düşük değer ise yörede kurak geçen yaz mevsiminin devamı niteliğindeki eylül ayına (10.6 m³/sn.) aittir. Ortalama akım miktarının yıl içerisindeki dağılışında ilkbahar mevsimi ile bu mevsimin devamı niteliğindeki haziran ayının çok belirgin bir üstünlüğe sahip olduğu bu akarsu rejimini, Yağmurlu-Karlı Karmaşık Rejim Tipi şeklinde nitelendirmek mümkündür (Hoşgören, M.Y., 1987, s. 80).
Yörede, ilk kaynaklarını ilçenin kuzeyinde yükselen Esence dağlarından aldıktan sonra ovaya yönelen dereler vardır. Bunların başlıcaları batıdan doğuya doğru Su, Cimin, Pağnik, Karataş, Kale, Sürperen, Ali, Murtat ve Değirmen dereleridir. Bunlardan sadece dördü (Sürperen, Ali, Murtat ve Değirmen dereleri) Karasu ırmağına ulaşabilmekte, diğerleri ise birikinti yelpazelerinin içlerine sızarak kaybolmaktadır. Ancak bunların yaklaşık iki-üç km. güneydeki batak-çayır alanında yeniden yüzeye çıktıkları görülür. Esasen akım değerlerinin çok düşük olduğu yaz aylarında akarsuların aşağı çığırlarında genellikle su bulunmamaktadır. Bunun nedeni dere yatağındaki suyun tarımsal sulamada kullanılmak üzere arklara alınmasıdır. Bu dereler, özellikle sağanak türü yağışlara ve ani kar erimelerine bağlı olarak zaman zaman sellere neden olurlar. Son olarak şunu da belirtmek gerekir ki, başta Üzümlü şehri olmak üzere Esence dağlarının eteklerindeki yerleşmelerin gelişiminde ve yörenin ekonomik faaliyetleri arasında meyve ve sebze yetiştiriciliğinin ön plâna çıkmasında bu derelerin payı büyüktür. Bu özelliklerinden dolayı olsa gerek, yöredeki bazı yerleşmeler adetâ içlerinden akıp giden bu derelerle bütünleşmişlerdir. Üzümlü’nün Cimin ve Bayırbağ’ın Pağnik dereleri bunun en güzel örnekleridir.
Üzümlü ilçesi sınırları içerisinde, Esence dağları sahasındaki birkaç küçük buzul gölü dışında doğal oluşumlu göl bulunmamaktadır. Bu göllerin en önemlisi, deniz seviyesine göre 2650 m. yükseklikteki Aygır gölüdür.
Yöre, yer altı suları ve kaynaklar bakımından zengin sayılır. Kaynakları başlıca iki grupta incelemek mümkündür. Bunlardan birincisi, temel yapı taşlarını serpantinlerin oluşturduğu Esence dağlarının yamaçlarından çıkarak güneye doğru akan dereleri besleyen kaynaklardır. Örneğin Cimin deresi böylesi 30 kadar kaynak tarafından beslenmektedir. Bu kaynaklardan bazılarının çevresinde (Üzümlü’nün Akpınar, Karakaya’nın Çermik kaynakları gibi) günübirlik rekreasyon alanları oluşmuştur. İkinci ise, birikinti yelpazelerinin içerisine sızan suların ovanın kaide seviyesine yakın kesimlerinde yüzeye çıkmasıyla meydana gelen kaynaklardır. Bulanık göze, Kör pınar, Kör göze ve Yedi gözeler bunlardan birkaçıdır. Ovanın muhtelif yerlerinde çıkan bu tür kaynaklar, çevrelerinde geniş batak-çayır alanlar oluşturmuşlardır. Hatta bu tür bataklık ve sazlıkların kurutulması için, drenaj kanalları inşa edilmiştir. Yöredeki kaynakların ve sulak alanların çokluğu üzerinde fay tektoniğinin rolü büyüktür.
İlçenin ovada yer alan arazilerinde, zengin yeraltı su potansiyelinden yararlanmak amacıyla çok sayıda sondaj kuyusu açılmıştır. D.S.İ. tarafından açılan bu sondajlardan yaz mevsiminde tarımsal sulama alanında yoğun bir şekilde yararlanılır. Bu sondaj kuyularından elektrikli motopomplarla yaklaşık elli m. derinlikteki yeraltı suyu yüzeye çekilmekte ve arklar vasıtasıyla tarım arazilerine ulaştırılmaktadır.
IV. Toprak ve Bitki Örtüsü Özellikleri: Üzümlü ilçesi ve çevresinde azonal topraklar geniş bir alan kaplar. Bu durum, nispî yüksekliği 2000 m.yi geçen Esence dağlarından aşındırılan materyalin Erzincan ovasına taşınması ve biriktirilmesinden kaynaklanmaktadır. Ovada, fizyolojik derinliği çok fazla olan kumlu ve milli alüviyal topraklar oldukça yaygındır. Ancak bu toprakların önemli bir bölümü taşkın tehdidi altında bulunmaktadır. Özellikle Karasu ırmağının ovaya girdiği kesimde sıklıkla yaşanan akarsu taşkınları ve yüksek taban suyundan dolayı tarımsal niteliği düşük, çorak karakterli hidromorfik alüviyal topraklar gelişmiştir. Bunların dışında Esence dağları ile ova tabanı arasındaki birikinti yelpazeleri sahasında koluviyal topraklar gözlenmektedir.
Ova ve çevresinde alüviyal, hidromorfik alüviyal ve koluviyal topraklar yaygın iken, dağlık kesimde litosoller hakimdir. Esasen yörenin iklim özellikleri, bu kesimde kahverengi toprakların varlığını gerektirir. Ancak litolojik yapı itibariyle aşınmaya çok elverişli ofiyolitik kayaçlardan meydana gelen ve yoğun tektonik hareketlere maruz kalan arazi, aşırı toprak erozyonu sonucunda litozolik bir özellik kazanmıştır. Bununla birlikte dağların nispeten az eğimli yamaçlarında ve yüksek plato düzlüklerinde kahverengi topraklar görülebilmektedir.
Uzmanlar tarafından yapılan toprak analizlerinde, yöre ekonomisinde önemli bir yer tutan üzüm bağlarının toprak özellikleri ise şu şekilde tespit edilmiştir: Ortalama % 8-12 eğimli, 20-50 cm. kalınlığında, açık grimsi veya kahverengi, bünyesi kumlu veya killi-tınlı, orta derecede geçirgen, tuzluluk ve alkalilik bakımından problemsiz, hafif kalevi (pH: 7.9), taşsız ve orta derecede kireçli (Topraksu, 1975).
Üzümlü ilçesi ve çevresi doğal bitki örtüsü bakımından İran-Turan Fitocoğrafya Bölgesi içerisinde değerlendirilmektedir (Atalay, 1983,s. 85). Doğal ve antropojen stepler, park görünümlü kuru ormanlar ve dağ çayırları sahada yayılış gösteren başlıca bitki topluluklarıdır.
Doğu Anadolu Bölgesi’nin bütün depresyonları gibi Erzincan ovası da ilkbahar mevsiminin ortalarında havaların ısınmasıyla birlikte yeşeren ve çiçek açan, yaz sonlarına doğru ise kuraklığın etkisiyle kuruyarak ortadan kalkan doğal steple kaplıdır. Sütleğen (Euphorbia), Gelincik (Papaver rhoeas), Ayrık otu (Agropyrum sp.), Sığırkuyruğu (Verbascum sp.) ve Deve dikeni (Alhagi camelorum) ovadaki yaygın step elemanlarıdır. Esence dağlarının ovaya bakan yamaçlarının büyük bir bölümü, öbekler halinde ağaç topluluklarının da görüldüğü antropojen step sahası durumundadır. Bu kesimdeki step elemanları daha uzun boylu ve uzun ömürlüdürler. Geven (Astragalus sp.), Yavşan otu (Artemisia fragans), Kekik (Thymus sp.) ve Sığır kuyruğu (Verbascum sp.) en yaygın otsu türleri; Karamuk (Berberis vulgaris), Kuşburnu (Rosa canina), Karaçalı (Paliurus aculeatus), Böğürtlen (Rubus sp.) ve Alıç (Crataegus orientalis) ise başlıca çalı ve ağaççıkları meydana getirmektedir.
İlçe ormanlar bakımından nispeten fakirdir. Topraklarının % 16 kadarı (54.4 km².) ağırlıklı olarak Meşe (Quercus sp.) ve Adi ardıçtan (Juniperus communis) oluşmuş orman örtüsüyle kaplıdır. Ayrıca ilçenin yüksek kesimlerinde (Üzümlü’nün Küçük Mezra mevkiinde olduğu gibi) az da olsa sarıçam (Pinus silvestris) topluluklarına rastlanabilmektedir. Yöredeki orman alanlarının büyük bir bölümü ilçenin doğusunda, Esence dağların Sansa Boğazı’na bakan yamaçları üzerinde bulunur. Halihazırda çevre köylerin kışlık yakacak ihtiyacını karşılamaktan başka bir ekonomik fonksiyonu olmayan bu ormanların yenileştirilmesine yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Ayrıca ilçenin değişik kesimlerinde çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından ağaçlandırma faaliyetleri yürütülmektedir. Ancak bu çalışmalar son derece yetersizdir. Doğal bitki örtüsünün zayıf olması nedeniyle sel, heyelan ve özellikle toprak erozyonu gibi doğal afetlere sahne olan ilçe arazisinin zaman geçirilmeden ağaçlandırılması gerektiği kanaatindeyiz.
Doç. Dr. Erdal AKPINAR
Kaynak: Üzümlü Kaymakamlığı
Share:              
                  
      
|