|
Bu ilçemiz de Kemaliye ilçesi gibi tabiatın bütün güzelliklerini bir arada yarattığı diyardır. Ama ne var ki insanlarım kendisine bağlıyacak yeteri kadar kültür arazisine sahip olmayan ve hiçbir sanayi kuruluşu da bulunmayan Kemahlı geçimini temin etmek için diyar diyar dolaşmaktadır.
İşte bu gidişler geride kalmış hüzün dolu insanları aşka getirmiş, bazen söylemiş gülmüş, bazen söylemiş ağlamış, bazen gökten uçan kuşlardan yardım istemiş durmuş ve böylece Kemah folklorunun bünyesini meydana getirmişlerdir.
Aşağıda sunacağımız örneklerin hemen hemen hepsi gurbet ve ayrılığı terennüm eden şarkı, türkü, maniler olduğunu göreceğiz.
Bu insanlar niçin gurbete çıkıyorlar, niçin geride bir sürü sevgiliyi kederli ve acı günlere bırakıyorlar? .. İşte bu üzerinde durulacak konulardan biridir. Acaba ne yapılmalıdır ki bu göçler, bu gurbetçilik durdurulsun?
Kesin olarak şunu ifade edebiliriz ki, hiç kimse mecbur kalmadıkça vatan olarak bildiği memleketi terk ederek başka yerlere hem de yalnız başına çalışmak için gitmez. Bunu bu yerlere gitmeğe zorlayan etkenler vardır. İşte bu etkenler Kemah'ta, Kemaliye'de ve diğer ilçelerimizde halkın geçimini temin edecek ne yeterli kültür arazisi vardır, ne de çalışacak sanayi tesisi. Bunun içindir ki terki diyar ederek gurbete çıkar ve işte böyle acıklı, ağlamaklı türküleri de geride bıraktığı sevgilileri tarafından söylenerek kendisini teselliye çalışacaktır.
Kemah türkülerinden örnekler:
Erzincan'dan Kemah'tan
Yar gelir oynamaktan,
Yar kolların yorulmuş
Tef çalıp oynamaktan.
diyerek devam eden türkü aynı zamanda çok hareketli bir oyun havasıdır.
Yine Kemah'a ait Sivink oyun havası:
Yalnız ahenk li bir halay için çalınıp okunur. Her çeşit enstrümanla çalındığı gibi özellikle davul-zurna ile çalınır. Sesi
gür bir veya birkaç kişi mısra mısra okur. Bundan sonra çalgı susar ve halayda bulunan bütün oyuncular bu oyunda uygulanması gerekli figür ile aynı mısralar tekrar ederler.
Sivingin ucunda taş ben olaydım
göz üstüne kaş ben olaydım.
Yalnız yatana eş ben olaydım.
Gel hanım, gel canım, gel gidek bize
Açılmış güllerin der gidek bize.
Sivingin ucunda ne salınırsın,
El etmem, göz etmem ne alınırsın?
Sen benim gözüme hoş görünürsün,
Gel hanım, gel canım gel gidek bize
Açılmış güllerin der gidek bize.
Sivingin ucunda bir burma diken Yolla,
yar yolla ki yeleğin dikem
Sen yelek,ben yelek yeleği nidem.
Gel hanım, gel canım gel gidek bize
Açılmış güllerin der gidek bize.
Sivingin ucunda eli böğründe
Şükür yari gördüm bugün de.
Gel hanım, gel canım gel gidek bize
Açılmış güııerin der gidek bize.
Üç ayak oyunu: Bu oyun da Kemah ilçesine ait bir oyun olup, beş-altı oyuncu
tarafından halay şeklinde oynanır. Aşağıda iki mısraını sunduğumuz türkü eşliğinde de oynanır:
Kaleden kaleye şahin ııçurdum
Ah ile vah ile ömrüm geçirdim.
Melikşerif düzünü: Bu oyun yukarda yazılan oyunlara göre çok daha hareketli bir oyundur. Aşağıda güftesini verdiğimiz türkü eşliğinde oynanır:
Melikşeref düzünü
Çiçek açmış yüzünü
Gidek gelin getirek
ıshak beyin kızını.
Oy yandım yandırdın gelin
Aç koyununu dondum gelin.
İshak Karakuş oldu
Aldı dereye daldı,
Ağlama İsmet bacı
Çeyizim sana kaldı.
Oy yandım yandırdın gelin
Aç koyununu dondum gelin.
Çıkrık
Çıkrıgın Urganıyam
Yar üstünün yorganıyam
Anam babam büyütmüş
EI oğlu (El kızı) kurbanıyam.
Nanay nanay naz hanım
Çık ayvanda gez hanını,
Ağır konak gelmişem,
Şeker. şerbet ez hamm.
Bu çıkrık aıa çıkrık
Başıma bela. çıkrık,
Koymaz ki yare gidem
Ellere kala çıkrık.
Nanay nanay naz hanım
Çık ayvanda gez hanım,
Ağır konak gelmişem
Şeker şerbet ez hanım.
Çıkrık altı kakmaIı
Bu güzele bakmalı,
Bu güzün de gelmezse
Ortalığı yıkmalı.
Nan-ay nanay naz hanım
Çık ayvanda gez hanım,
Ağır konak gelmişem
Şeker şerbet ez hanım.
Bulgur türküsü: Bu türkü, eskiden el değirmenleri ile bulgur çekildiği zaman kadın tarafından okunan bir türküdür. Çoğunlukla koro halinde okunur.
Değirmeni çekek ne ola
Çekek ki buIgur ola,
Dua edin bacılar
Düğün buIguru ola.
Değirmenim dönergendir
Ellere güneş çalmış
Bize buIut nedendir?
Değirmende döner taşım
Değirmende döner taşım
Ne belalı benim başım,
Sevda değil bu bir hışım.
Uy aman aman
Yar aman aman hey.
Değirmenden fener aldım
Ben o yare neler aldım.
Uy aman aman
Yar aman aman hey ...
Değirmenin bendiyim
Ben o yarin dengiyim.
Uy aman aman
Yar aman aman hey ...
Yukarıda da bahsettiğimiz gibi Kemah bir gurbetçi beldesidir. İşte aşağıda
güftesini yazdığımız türkü de bunlardan biri. Gurbete gidip uzun yıllar dönmeyen erkeği için sılada sevgilisi tarafından yakılan bir türküdür.
Aşağıdan gelir benim şişmanım
Ne çok imiş senlen benim düşmanım,
Bilse idim düşmanım çok imiş,
Ben de seni sevdiğime pişmanım.
İstanbuI'a giden olsa gelirim
Bey ağama kahvecilik ederim,
Eğer beni kahvesine almazsa
Ahırda atını tımar ederim.
Has bahçeye ince evlek çekerim
Ortasına mor menekşe dikerim,
Yedi yılda. ondört bayram geçirdim
Bunca yıldır hasretini çekerim,
Kemah'ın Düzü: Bu türkü bir iftira üzerine Fırat (Karasu) 'da intihar eden bir çocuk için yakılmıştır. Anne, baba ve çocuğun deyişlerinden derlenmiş bir türküdür.
Çocuk:
Kemah düzü kuzulu
Alnım kara yazılı
Başıma geçen haller
Bankonotta yazılı.
Baba:
Kemah düzünde meşe
Gün aşa gölge düşe
Kör olası muallim
Dermansız derde düşe.
Anne:
Kemah'da oturursun dört yana tel vurursun
Fırat sen ne zalimsin, yavrumu götürürsün.
Mektepleri döşeli, baştan başa döşeli
Ne güldüm ne söyledim, yavrum suya düşeli.
Çocuk:
Kemah boğazı kara, ağlarım yana yana,
Perçemime kan doldu, tarak getir de tara.
Anne:
Fırat suyu buIanık, ağlarım yanık yanık,
Yavrum suya gideli, el uyur ben uyanık.
Kaynak: http://www.kemah.gov.tr
Share:              
                  
      
|